derya's profileDeryaPhotosBlogListsMore Tools Help

derya kara

No list items have been added yet.
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
nerelerdesin derya özletin kendini.sevgiler...
Aug. 16
Dadof Dadofwrote:

   
Feb. 18
BÖRTEÇİNEwrote:
Derya Hanım Merhaba yeni fotoğraflar eklemişsiniz. Alanınıza baktım. Mutlu sağlıklı nice günlere...
Jan. 24
güneş nasıl ışığı ve ısısı ile içimize doluverirse sende öyle doluyorsun............
Nov. 27
erolwrote:
bır erzurumlu olarak sizi erzurumda gormek cok mutlu ettı gercekten belkı sızde erzurumlu olabılırsınız o dahada guzel.  
Aug. 22

Video

Embedding disabled by request

Derya

mrb arkadaşlar hoş geldiniz
July 11

ERKEKLER AĞLAMAZ...

ERKEKLER AĞLAMAZ…
Erkekler ağlamaz derler. Yalan hem de kocaman bir yalan. Ağlamayı bilmeyen
göz olur mu hiç? Gözlerden, billur gibi gözyaşı dökmeyince,zehir içinde
kalır insanın. Yağmurlu ve rutubetli bu yaz akşamında evimin penceresin den
sokağı seyrediyorum. İpil,ipil çiseyen yağmurla birlikte sokakları külrengi
bir duman bürüyor ve bu dumanla birlikte akşamın karanlığı çöküyor odama.
Islak ateş böcekleri gibi parlayan sokak lambalarının ışığı altında  yağan
yağmurdan iliklerine kadar ıslanmış çıplak ayaklı yırtık fanilalı çocuklar
minicik elleriyle çöpleri karıştırıyorlar. Belki  karınlarını doyurmak için
bir parça kuru ekmek arıyor. Bekli de çöpten çıkacak birkaç bira şişelerini
satıp hasta annelerine ilaç parası yapacaklardır kim bilir. Oysa karınları
tok annelerinin anlattığı masallarla sıcak yataklarında mışıl,mışıl uyuyan
çocuklar geçi yor gözümün önünden. Ağlamamak için yutkunuyorum,bedenim
kasılıyor ama hislerime yenik düşüyorum,göz yaşlarım dinlemiyor beni
tutamıyorum kendimi Tuzlu sular hücum ediyor yanaklarımdan aşağı.
Hıçkırıklara boğuluyorum, içimi çeke,çeke ağlıyorum. Ağlamayıp ta ne
yapacaktım. Görenler ne der diye göz yaşlarımı yüreğime mi akıtacaktım
sanki. Oysa ağlamanın verdiği rahatlık içinde göz yaşlarımı silerken ruhum
ferahlıyor,kasılan bedenim gevşiyor bir oh çekiyorum. Doya,doya ağlamanın
erkeklikle asla alakası olmadığını düşünüyorum. İnsan olduğum için yaratanın
yarattığını sevdiğim için ağlıyorum. Bu gamlı ve yağmurlu gecenin karalığı
içinde sokağa çıkıyorum saclarımı ıslatan yağmur damlaları ruhumun
derinliklerinden ılık,ılık akıp gelen göz yaşlarıma karışıyor silmeye mendil
yetiştiremiyorum ırmak olup akıyor dudaklarıma. Bırakıyorum kendimi göz
yaşlarımın seline. Yağmurun sesini hıçkırıklarım susturuyor,haykırışlarım
bölüyor gecenin karanlığını. Ağlayan gözlerimi,titreyen ellerimi,acıyan
yüreğimi sokak lambalarından başka gören olmuyor. Neden ağlıyorsun diye
soran olmuyor oysa insan olduğum için,duygularımın sesini dinlediğim
için,vicdan taşıdığım için ağlıyorum. Göz yaşlarımla yıkanan ruhum rüya
aydınlığı içinde ufukta beliren güneşin ihtişamına bırakıveriyor kendini..
Gülen gözlerinizin ağlamaması dileğiyle

NEYLEYİM..

NEYLEYİM…

Neyleyim..
Gül renginde doğan güneşi,
Sabah teninin kokusuyla uyanmıyorsam.
Göremiyorsam gökyüzünü aydınlatan gözlerini,
Tutamıyorsam ellerini, ellerimde..
Neyleyim
Mehtaplı geceleri,
Düşlerim seninle dolu değilse..
Ay’ı yıldızları verseler de neye yarar,
Gece kollarında uyumuyorsam…
Neyleyim,
Kokunu getirmeyen yelleri,
Dudaklarını öpüp gelmiyorsa
Saçlarını okşayıp dağıtmıyorsa,
Rüzgarlara güzelliğini anlatamıyorsam..
Neyleyim,
Baş ucuma bıraktığın beyaz gülleri,
Yastığıma kokusu sinmiyorsa.
Bir çift kumru olamıyorsak seninle,
Ihlamur çiçekleri arasında
Şarkılarımızı söyleyemiyorsak bulutlara,
Neyleyim böyle sevdayı….

ELLERİMİ TUTAMAZMISIN?

ELLERİMİ TUTAMAZ MISIN?..

Sen varken bu sokağın akşamları böyle kasvetli değildi,
Ellerin bulutlar kadar uzakta şimdi,uzanıp ellerini tutamıyorum..
Ellerim ateşler içinde avuçlarım terliyor
Bu akşam ellerini kınalayıp titreyen ellerimi tutamaz mısın?…
Sessiz nağmeler içinde büyüyor özlemlerim
Durup dururken gözlerim gözlerini özlüyor.
Hasret yüklü gözlerimin buğusu kurumuyor,
Bu akşam gözlerini sürmeleyip gözlerimin içine bakamaz mısın?..
Sen varken bu sokağın geceleri böyle karanlık değildi,
Gözlerin yıldızlar kadar uzakta şimdi,bakınıp ta  gözlerini göremiyorum,
Ilgıt,ılgıt karanlıklar çörekleniyor yüreğime,
Git, gide büyüyor içimdeki yalnızlık,
Bir ölüm sessizliği içinde kaybolup gidiyor çığlıklarım..
Bu gece beyazları giyip de rüyalarıma giremez misin?..
Sen varken bu sokağın yağmurları böyle hüzünlü yağmazdı,
Fırtınalar uğultular içinde esmezdi deli,deli,
Yağmur damlalarında eriyip gidiyor umutlarım.
Bu gece yağmurlara karışıp ta avuçlarıma yağamaz mısın?...
June 06

DÜN GECE

DÜN GECE
Dün gece seni düşündüm kollarının arasında beni saran gecenin büyülü örtüsü
altında oturarak buğulu gözlerimin nemi yastığımı ıslattı dayanılmaz acılar
içinde sensizliğe ağladım göz kapaklarım bilmedi ağladığımı  sabahı olmayan
karanlık gecemin avuntusu olur umuduyla ıslak yastığımda saç telini aradım
nafile ne yastığımda saç telin ne yatağımda sıcaklığın ne kokun kalmış
üzerimde menekşe dallarında kaldı umutlarım Şimdi yoksun uzaktasın yokluğunu
getiren akşamlara karşı sabahlar gibi dumanlı ve nemli gözlerimle yetim bir
çocuğun kimsesizliğince kahır dolu göğsümü çeke,çeke ağladım bakışlarımın
esiri gözlerim,bilinmez bir yokluğa büründü üşüdüm bedenim titredi üşüdüğümü
ellerim bilmedi oysa sensizken bedenim! Sıcaklığını aradı. Seni özlemeleri
de en az seni sevdiğim kadar sevdim. Senli hülyalara dalıp seni düşündüm
sana kavuşmaların vereceği hazzı düşündükçe acıtmaz oldu özlemlerin  sancısı
kalbimi!Uzak veya yakın sen ol yeter ki!Gece boyu bu sessiz ve sensiz
ağlamalarım  hiç bitmedi.Öyle anlar oldu ki umutlarımın tükendiği,ağlamaktan
gözlerimin şiştiği,göz bebeklerimin büyüdüğü,nefesimin tükendiği,ruhumun
çıkmazlara girdiği.Sabahı olmayan karanlık gecemin yegane avuntusu gördüğüm
en güzel rüya senin olduğun,senli hülyalara dalıp seni düşünmek gördüğüm en
güzel dünya senin gözlerin ve kurduğum en güzel hayal sen oldun. Gözlerim
karanlıkta konakladı gece boyu hiç yorulmadılar,hiç kapanmadılar bir an bile
başka bir noktaya başka bir nesneye takılmadılar içim yanıyordu gözlerimden
alevler akıyordu Alevler ıslaktı tuzluydu kurumuş dudağıma ıslak tuzlarını
döktüler ağladığımı dudaklarım duymadı.
Gölgeler uzadı sabaha karşı bir tarafta ezan sesi bir tarafta figan yeter
bunca ıstırap doğan güneşle var düş avuçlarıma ısıt üşüyen ellerimi,kurut
nemli gözlerimi,titreyen yüreğime umut ol karanlıklarım olmasın artık çekme
ışığını üstümden,yaban gülleri açmasın çalılıklarımda....................
May 11

deniz kızları ve düşleri

Deniz kızları,Düşler ve Dualar

Adamın biri, her mehtaplı gecede alır başını deniz kıyısına gidermiş. Dönüşünde sorarlarmış :
- Ne gördün?
- Dünya güzeli deniz kızları gördüm, altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlardı, dermiş hep.
Bir gece yine tek başına deniz kıyısına vardığında, gerçekten dünya güzeli deniz kızları görmüş, altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlarmış. Döndüğünde yine sormuşlar :
- Ne gördün?
- Hiç demiş. Hiç bir şey...


Oscar Wilde'ın yukarıdaki harika öyküsünü ilk okuduğumda ortaokuldaydım ve ne demek istediğini anlamamıştım. Daha sonra unutmuşum.

Yıllar sonra rastladığım Haldun Taner'in bir sözü bana öyküyü hem hatırlattı hem de ne demek istediğini çok
çarpıcı bir şekilde gösterdi. Şöyleydi söz :

"Bir hayalin gerçek olması kadar hayal kırıcı bir şey yoktur."

Daha sonraları ise bu tema pek çok edebi eserde karşıma çıktı. Örneğin Simyacı'da. Hâlâ okumamış olan var mı bilmiyorum ama hatırlarsanız orada bütün yaşamı boyunca tek hayali para biriktirip Mekke'ye hacca gitmek olan bir dükkan sahibi vardı.  Adam artık gerekli parayı fazlasıyla biriktirmiş olduğu halde bir türlü gitmiyordu. Bu hayalin kendisini yaşama bağlayan çok önemli bağ olduğunu düşünüyor ve onun gerçekleşmesi halinde bu önemli bağı yitireceğinden korkuyordu. Haklıydı aslında.

Düşünüyorum da hepimizin böyle hayalleri var mutluluğumuzu bağladığımız, gerçekleşene kadar yaşamı sanki
ertelediğimiz. Acaba hiç düşünüyor muyuz bu istediğimiz her neyse,  gerçekleştiğinde iyi mi olacak. Bir düşünürün hep aklımda tuttuğum bir sözü vardır :

"Bütün dualarımı kabul etmediği için Allaha şükrediyorum"

Belki de daha az üzülmeliyiz gerçekleşmeyen hayallerimiz için. Belki de aslında sevinmemiz, mutlu olmamız gereken bir şey için gözyaşları döküyoruzdur. Belki de olaylara bir de bu açıdan bakmayı artık öğrenmeliyiz

Sadece hakkınızda hayırlı olan hayallerinizin gerçekleşmesi dileğiyle..
 
Photo 1 of 1
No list items have been added yet.